Sürücüler ne istiyor? SUV ve elektrikli gerçekler: Gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, otomobil dünyasının geleceğine dair önemli ipuçları sunuyor.
Küresel danışmanlık şirketi Berylls’in 11 ülkede 8.000 katılımcıyla yaptığı araştırma, otomobil dünyasının yönünü net biçimde ortaya koyuyor. SUV’lar zirvedeki yerini korurken, elektrikli araçlara geçişte fiyat hâlâ kritik eşik. Sürücüler ise teknoloji konusunda “fazla değil, doğru”yu istiyor.
Sürücünün aklındaki “ideal otomobil”
Berylls danışmanlık firmasının hazırladığı çalışma, sürücülerin “mükemmel otomobil” tanımının aslında tek bir kalıba sığmadığını; bölge, yaş grubu ve kullanım alışkanlıklarına göre ciddi farklılıklar gösterdiğini ortaya koyuyor. Ancak tüm bu farklılıklara rağmen bazı güçlü ortak eğilimler de dikkat çekiyor: SUV gövde tipi küresel standart hâline gelirken, elektrikli araçlara geçişte fiyat en kritik bariyer olmayı sürdürüyor. Teknoloji tarafında ise kullanıcıların beklentisi net: Daha fazlası değil, daha mantıklısı.
Marka algısı: “Alman kalitesi” hâlâ zirvede
Araştırmanın ilk dikkat çeken başlıklarından biri marka algısı. “Almanya’da üretilmiştir” etiketi, küresel ölçekte hâlâ güçlü bir kalite göstergesi olarak kabul ediliyor. Alman markaları yüzde 80’lik algılanan kalite oranıyla zirvede yer alırken, kaçınılma oranının sadece yüzde 12 olması bu güvenin ne kadar sağlam olduğunu gösteriyor. Özellikle Çin pazarında Alman otomobillerine yönelik kalite algısı yüzde 90’a kadar yükseliyor. Ancak bu güçlü tabloya rağmen bazı kırılmalar da mevcut. Özellikle 35 yaş altı Çinli tüketicilerin Alman markalara daha mesafeli olduğu görülüyor. Ayrıca Alman elektrikli otomobil kullanıcılarının yüzde 23’ünün aynı aracı yeniden satın almak istememesi, markalar açısından dikkatle analiz edilmesi gereken bir uyarı niteliği taşıyor.
Elektrikli dönüşüm: İstek var, engel fiyat
Güç aktarma sistemleri tarafında ise elektrikli dönüşümün sanıldığı kadar hızlı ilerlemediği açıkça görülüyor. Araştırmaya göre menzil uzatıcı elektrikli araçlar, yani küçük bir içten yanmalı motorun jeneratör görevi gördüğü sistemler, önemli bir geçiş çözümü olarak öne çıkıyor. Katılımcıların yüzde 45’i bu teknolojiyi cazip bulurken, Çin’de bu oran yüzde 71’e kadar çıkıyor. Ancak bu ilgi henüz doğrudan satın alma davranışına dönüşmüş değil. Bunun en temel nedeni ise fiyat. İçten yanmalı motorlu araç kullananların yüzde 49’u, elektrikli bir aracı ancak mevcut araçlarından daha ucuz olması durumunda değerlendireceklerini belirtiyor. Bu durum, elektrikli otomobillerde maliyetlerin hâlâ geniş kitleler için en büyük engel olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Ayrıca menzil beklentilerinin ülkeden ülkeye ciddi farklılık göstermesi de üreticiler için ayrı bir zorluk oluşturuyor.
Otonom sürüş: Fazlası değil, yeterlisi
Otonom sürüş teknolojileri söz konusu olduğunda ise tablo oldukça ilginç. Küresel ölçekte kullanıcıların büyük bölümü tam otonom sürüşe henüz hazır değil. Katılımcıların yüzde 42’si bir sonraki araçlarında yalnızca temel sürüş destek sistemlerini (Seviye 1) tercih edeceğini belirtirken, tam otonom sürüş (Seviye 4 ve 5) isteyenlerin oranı sadece yüzde 10’da kalıyor. Ancak Çin pazarı bu konuda yine ayrışıyor. Çinli kullanıcıların yüzde 24’ü tam otonom sürüşe sıcak bakarken, ABD ve Almanya’da bu oran yalnızca yüzde 6 seviyesinde. Bu farkın arkasında yatan nedenler de dikkat çekici. Çin’de otonom sürüş daha çok konfor, stres azaltma ve zaman kazanma avantajlarıyla değerlendirilirken; Batı pazarlarında güvenlik hâlâ birinci öncelik olarak öne çıkıyor.
Bütçe arttıkça SUV talebi yükseliyor
Araştırmanın en net sonuçlarından biri ise gövde tipi tercihlerinde ortaya çıkıyor. SUV’lar artık sadece popüler bir seçenek değil, adeta yeni küresel standart hâline gelmiş durumda. Dünya genelinde kullanıcıların yüzde 30’u SUV tercih ederken, bu oran Güney Kore’de yüzde 52’ye kadar çıkıyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin’de ise yüzde 38 seviyesinde. Üstelik bütçe yükseldikçe SUV tercihinin daha da arttığı görülüyor. Yüksek bütçeli kullanıcı grubunda bu oran yüzde 46’ya ulaşıyor. Bununla birlikte özellikle Çin’de dikkat çeken bir detay var: Katılımcıların yüzde 42’si, istedikleri motor seçeneği bulunmadığı için tercih ettikleri gövde tipinden vazgeçmek zorunda kaldığını belirtiyor. Bu da ürün planlamasında çeşitliliğin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.
İç mekân: Dokunmatik değil, denge önemli
İç mekân ve kullanıcı deneyimi tarafında ise üreticilere net bir mesaj veriliyor. Tamamen dokunmatik ekranlardan oluşan kokpitler sanıldığı kadar cazip değil. Katılımcıların sadece yüzde 20’si tamamen dokunmatik kullanım isterken, yüzde 33’ü fiziksel kontroller ile dijital ekranların dengeli bir şekilde bir arada sunulmasını tercih ediyor. Bu da özellikle son yıllarda artan “her şey ekranda” yaklaşımının sorgulanması gerektiğini ortaya koyuyor. İç mekân teknolojilerinde en önemli unsur olarak yüzde 57 ile navigasyon sistemi öne çıkarken, Apple CarPlay ve Android Auto gibi bağlantı çözümleri yüzde 38 ile ikinci sırada yer alıyor.
Kalite algısı tarafında ise tablo oldukça net. Malzeme kalitesi, işçilik, genel tasarım ve renk seçenekleri kullanıcıların en fazla önem verdiği unsurlar arasında bulunuyor. Özellikle Çinli tüketicilerin bu konulara ortalamanın üzerinde önem verdiği görülüyor. Elektrikli araç kullanıcılarının da içten yanmalı motorlu araç kullanıcılarına kıyasla iç mekân kalitesine daha fazla önem vermesi dikkat çekiyor. Öte yandan otomobil üreticilerinin son dönemde sıkça başvurduğu abonelik tabanlı özellikler kullanıcılar tarafından büyük ölçüde olumsuz karşılanıyor. Katılımcıların yüzde 63’ü, sonradan açılan ücretli özelliklerin araç tercihlerini etkilemediğini ya da olumsuz etkilediğini belirtiyor.
Otomobil üreticilerine net mesaj
Araştırmanın sonuçları, otomobil üreticileri ve tedarikçiler için önemli bir yol haritası sunuyor. Buna göre üreticilerin SUV segmentine daha fazla odaklanması, elektrikli araçlarda fiyat bariyerini düşürmesi ve menzil uzatıcı gibi geçiş çözümlerini değerlendirmesi gerekiyor. Ayrıca gelişmiş sürücü destek sistemlerinin bölgesel ihtiyaçlara göre uyarlanması, kokpit tasarımında fiziksel ve dijital denge kurulması ve özellikle elektrikli araçlarda yüksek iç mekân kalitesine odaklanılması öneriliyor. Abonelik modellerinde ise daha temkinli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Genel tabloya bakıldığında, otomobil kullanıcılarının teknolojiye karşı olmadığı, ancak karmaşıklığa mesafeli durduğu açıkça görülüyor. Elektrikli dönüşüm kaçınılmaz olsa da bu dönüşümün hızını belirleyecek olan unsurlar hâlâ fiyat, güven ve kullanım kolaylığı. SUV’lar ise artık geçici bir trend değil, otomotiv dünyasının yeni normali hâline gelmiş durumda.