65 yaş üzeri iş dünyasına müthiş alanlar açacak!

2050’ye giden yolculukta bağlanabilirlik, ikinci kentleşme, demografik enerji ve iklim olmak üzere 4 ana konunun öne çıkacağını vurgulayan Steven Young, “Akıllı cihazların sayısı 55 milyar adede yükselecek ve bu gittikçe çok hızlı şekilde artacak. 2050’ye geldiğimiz zaman dünya nüfusunun birçoğu artık büyük şehirlerde yaşamayı tercih edecek ve bu da şehirlerde altyapı konularında büyük bir imtihan olacak. Ayrıca 65 yaş ve üstü grubun diğer yaş gruplarına nispeten 2 kat daha fazla büyüyeceği öngörülüyor. Bu iş dünyasına müthiş yeni alanlar açacak. Geleneksel sektörlerimiz, yeni yetenekleri, genç yetenekleri çekmekte burada zorlanabilir ve bu önümüzdeki yıllarda boşluklara sebep olabilir. Bununla beraber maliyet dengelerini de etkileyecektir. Dolayısıyla şirketler olarak kendimizi Y nesline hitap eden cazip işveren haline getirmemiz gerek. Yani bu anlamda şirketin fiziksel ortamından tutun da kadın-erkek cinsiyet eşitliği bu çok önemli. Buna önem vermemiz gerekiyor” dedi.

Yeni Passat, çok sayıda teknoloji güncellemesiyle Türkiye'de Yeni Passat, çok sayıda teknoloji güncellemesiyle Türkiye'de

Enerji ve iklim sorunlarının bugün yaşanmaya başladığını ifade eden Steven Young, dünyanın 2030’da daha fazla enerjiye ve daha fazla temiz suya ihtiyacı olacağını kaydetti. 

OSS_1

(Foto: Steven Young, Hakan Doğu...)

Hindistan’ı yakından takip edin!

“Geçmişte yakalanan hızla geleceğe odaklanmamız gerekiyor” diyen Steven Young, şunları söyledi: “Gelecekten bahsederken eskiden terimler ve iş yapış şekli otomotiv sektöründe otomotiv teknolojisiydi. Ama artık öyle değil. Akıllı hareketlilikten bahsediyoruz. 2020 yılında nesnelerin internet sektörü zaten 250 milyar dolarlık bir sektör oluşturmuştu ve hızlı bir şekilde giderek artıyor. 2030’a kadar bu sektöre 15 trilyon dolar yatırım yapılacak. Dünyanın yazılım merkezi Silikon Vadisi’nden öteye, Hindistan’a doğru kayıyor. Muazzam bir yatırım var Hindistan'a. Hindistan'a dikkat edin ve takip edin. Çok hızlı bir şekilde büyüyecek. Öte yandan gelişmekte olan ülkelere yatırımlar, oradaki ekonomik aktivite ve tüketim gittikçe artıyor. Bununla beraber o bölgelerden yerel markalar çıkmaya başlıyor. Bunu özellikle pandemi bir ders olarak tüm dünyaya verdi. Artık tedarik zinciri daha çok lokal geçecek. Ekonomileri canlandıran orta sınıflardır. Dolayısıyla burada görüyoruz ki nüfus ağırlıklı gelişmekte olan ülkelerde. Düşük gelirden orta gelire geçen bir insan evvelden sahip olmadığı satın alma gücüne sahip olacak. Ve ilk defa belki bir araç alacak. Bu anlamda ekonomiler canlanmaya başlayacak. Ancak nerede olacak bu? Gelişmiş olan ülkelerde olmayacak. Gelişmekte olan bölgelerde ve ülkelerde gelecek. Afrika bunun bir tanesi. Uzakdoğu diğer bir bölge.”

Hidrojende kırılma noktası 2030 yılı!

Geleceğin mobilitesindeki ana değişim trendlerinden birinin de hidrojen olacağını belirten Young, şunları söyledi: “Şu anda ağır vasıtalarda görüyoruz, yoğun bir şekilde deneniyor. Yavaş yavaş ticarileşmeye başladı. Fakat öngörümüz şu ki, 2030 yılı bir kırılma noktası olacak. Şu anda hala birim maliyetleri ve güvenlik konusunda çalışmalar var. Hidrojen binek ve hafif ticarilere yayıldığı zaman hızlı bir şekilde devam edecek. Avantajı ne? Mevcut altyapıdan faydalanabilirsiniz. Depoyu 3 dakika doldurup 1000 kilometre menzile sahipsiniz ve uçtan uca sıfır emisyon.”Rekabetin artık sadece ürünler arası olmadığına işaret eden Steven Young, “İyi ürün yapmak sizin rekabette başarılı olmanızı hiçbir şekilde garantilemiyor. Bundan sonra rekabet iş modelleri arasında olacak. Yani iyi bir ürün onu iyi bir hizmet paketiyle müşteriye sizin sunabilmemiz çok önemli. Fortune 500 listesine bakıp 2000 yılı ile 2020’yi mukayese ederseniz, şirketlerin yüzde 52’sinin olmadığını görürsünüz. Sadece listede yok değil, yoklar. İstanbul Sanayi Odası’nın yayınladığı listeye bakarsanız ilk 1000’e. 2000 ile 2020’yi mukayese ederseniz görüyorsunuz ki yüzde 41 oranında şirketler yok olmuş” dedi.