Ford, Avrupa operasyonlarında yeni bir dönemin kapısını açtı. Şirket, “Ready-Set-Ford” adı verilen yeni marka stratejisiyle hem ticari araç tarafında bağlantılı hizmetlere dayalı büyümeyi hızlandırmayı hem de elektrikli dönüşüm sürecinde daha esnek bir yol haritası izlemeyi hedefliyor. Ford yönetimi, Avrupa’daki mevcut regülasyonların tüketici gerçekleriyle uyumlu hale getirilmesi gerektiğini savunurken, tamamen elektrikli dönüşüm yerine “multi energy” yaklaşımını öne çıkarıyor.
Ford neden yeni bir strateji açıklama ihtiyacı duydu?
Avrupa otomotiv pazarı son yıllarda yalnızca Çinli üreticilerin yükselişiyle değil, aynı zamanda hızlanan elektrikli dönüşüm baskısıyla da yeniden şekilleniyor. Özellikle emisyon hedefleri, şarj altyapısındaki yetersizlikler ve artan maliyetler birçok üreticiyi daha temkinli stratejilere yönlendiriyor.
Ford da bu süreçte Avrupa’daki rekabet yaklaşımını yeniden tanımlayan markalardan biri oldu. Şirketin açıkladığı yeni “Ready-Set-Ford” platformu; performans, macera ruhu ve ticari araç liderliği üzerine kurulu yeni bir dönüşüm planını içeriyor.
Ford Avrupa Başkanı Jim Baumbick, şirketin artık yalnızca araç üreticisi olarak değil, veri, yazılım ve bağlantılı hizmetler sunan bir mobilite oyuncusu olarak konumlandığını söyledi.
Baumbick, “Biz sadece van ve pick-up satmıyoruz; araçlar, yazılım ve hizmetlerden oluşan entegre bir ekosistem sunuyoruz. Araçlarımız pazara liderlik ediyor ve onların etrafında rakiplerimizin karşılık veremeyeceği bir üretkenliği hızlandıran bir ekosistem inşa ettik. Müşterilerimiz için bu yalnızca ulaşım değil, daha iyi bir yatırım getirisi anlamına geliyor” dedi.
Ford Pro neden stratejinin merkezine yerleşti?
Ford’un Avrupa’daki en güçlü alanlarından biri ticari araç operasyonları olmaya devam ediyor. Şirket, 11 yıldır Avrupa’nın en çok satan ticari araç markası konumunda bulunan Ford Pro markasını artık yalnızca araç üreticisi değil, “üretkenlik ortağı” olarak konumlandırıyor.
Ford’un verdiği bilgilere göre Avrupa’da 1,2 milyondan fazla bağlantılı Ford Pro aracı aktif durumda bulunuyor. Bu araçlar günlük yaklaşık 6 milyon veri sinyali üretiyor. Şirket, bağlantılı hizmetler sayesinde geçen yıl müşterilerin toplam çalışma süresinin yaklaşık 1 milyon gün artırıldığını açıkladı.
Yeni devreye alınan “Bayi Filo Operasyonel Verimlilik Hizmeti” ile birlikte Ford bayileri artık yalnızca servis noktası değil, veri destekli operasyon merkezi gibi çalışacak. Araçlardan gelen veriler analiz edilerek olası arızalar henüz ortaya çıkmadan tespit edilmeye çalışılacak.
Ford’un pilot uygulama sonuçlarına göre sistem sayesinde onarım süreleri yüzde 50’ye kadar azalırken, arızaların yüzde 80’i araç servise ulaşmadan önce belirlenebildi.
Şirket, bu modelin özellikle küçük işletmeler açısından ciddi maliyet avantajı sağlayacağını düşünüyor.
Ford, 2029 sonuna kadar Avrupa’da, Avrupa için üretilen tamamen yeni beş binek aracı lanse edecek:
· Global Bronco ailesinin yeni üyesi Avrupa’ya geliyor: Global Bronco ailesinin bu yeni “multi energy” üyesi, güçlü karaktere sahip kompakt bir SUV olacak. Model 2028’den itibaren Ford’un İspanya Valencia’daki fabrikasında üretilecek.
· Elektrikli Hatchback: Bu yeni küçük elektrikli araç, özgün tasarımı Ford’un imza niteliğindeki sürüş dinamikleriyle birleştirerek “yarıştan yola” uzanan kabiliyetleri B segmentine taşıyacak.
· Küçük Elektrikli SUV: Ralli mirasından gelen tasarım dilini ve sürüş dinamiklerini şehir kullanımına uygun bir paket içinde sunan dinamik, tamamen elektrikli küçük SUV.
· İki Multi Energy Enerji Crossover: Ralli ruhu taşıyan iki yeni crossover modeli, 2029 sonuna kadar yeni ürün gamına katılacak.
Ranger Super Duty ile yeni bir segment mi oluşuyor?
Ford’un toplantıda öne çıkardığı modellerden biri de yeni Ford Ranger Super Duty oldu.
Şirket, mevcut Ranger ürün gamını daha ağır iş alanlarına taşımayı hedefliyor. Yeni model özellikle savunma sanayi, ormancılık, madencilik ve acil durum hizmetleri gibi zorlu operasyon alanları için geliştirildi.
Jim Baumbick, Avrupa’daki dönüşüm firmaları ve kamu kurumlarının artık doğrudan fabrikadan ağır hizmet tipi hazır araç talep ettiğini belirterek şöyle konuştu:
“Avrupa’daki kamu kurumları ve savunma sanayisine hizmet veren dönüşüm firmaları, sınırları zorlayan özellikler sunan hazır araçlara giderek daha fazla ihtiyaç duyuyor. Aslında Ranger Super Duty tam olarak bu görevler için tasarlandı. Şimdiye kadar geliştirdiğimiz en kabiliyetli Ranger olan model, aynı zamanda Avrupa’da yeni bir ağır hizmet kamyonet segmenti oluşturuyor.”
Ford’un açıkladığı verilere göre model; 4,5 ton çekme kapasitesi, yaklaşık 2 ton taşıma kapasitesi ve 8 ton toplam birleşik yük kapasitesi sunuyor.
Ford elektrikli dönüşümde neden daha temkinli ilerliyor?
Ford’un açıklamalarında dikkat çeken en önemli başlıklardan biri de Avrupa’daki elektrikli dönüşüm politikalarına yönelik eleştiriler oldu.
Şirket, emisyon hedeflerinin tüketici talebi ve altyapı yatırımlarıyla uyumlu ilerlemesi gerektiğini savunuyor. Ford yönetimine göre mevcut yaklaşım, tüketicilerin eski araçlarını daha uzun süre kullanmasına ve otomotiv yatırımlarının ekonomik sürdürülebilirliğinin zayıflamasına yol açabilir.
Ford, bu nedenle tamamen elektrikli dönüşüm yerine “multi energy” yaklaşımını benimsiyor. Şirket, önümüzdeki dönemde Avrupa pazarı için tamamen elektrikli modellerin yanı sıra plug-in hibrit ve menzil artırıcılı sistemleri de ürün planında tutacak.
Baumbick, “Biz araçları regülasyon zorunluluklarını karşılamak için değil, insanlar için üretiyoruz. Sıfır emisyona giden en hızlı yol, müşterilerin gerçekten tercih edeceği yoldur. Müşterilerin mümkün olduğunda elektrikli sürüş yapmasını sağlayan hibrit teknolojilerle emisyon azaltımını bugünden hızlandırabiliriz” ifadelerini kullandı.
Ford’un Avrupa planında Türkiye neden öne çıkıyor?
Ford açıklamasında Türkiye’ye yapılan vurgu da dikkat çekti. Şirket, Avrupa otomotiv ekosisteminin yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinden oluşmadığını belirterek Türkiye, Fas ve Birleşik Krallık gibi üretim merkezlerinin stratejik önemine işaret etti.
Ford yönetimi, bu ülkelerin dışarıda bırakılmasının Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatacağını savunuyor.
Özgür Yücetürk ise yaptığı değerlendirmede, yeni stratejinin Ford’un Avrupa’daki geleceği açısından önemli bir kırılma noktası olduğunu söyledi.
Yücetürk, “Ready-Set-Ford, Ford’un Avrupa pazarında rekabete karşılık kendi off-road ruhunu ve asırlık ralli mirasını, müşteri merkezci bir yaklaşımla multi energy seçenekleri ve yeni bağlantılı hizmetlerle bir araya getirdiği yeni bir çağın habercisi. Ford Türkiye olarak önceliğimiz binekte ve ticari araçlarda ürünü, finansmanı, satış kanalını ve müşteri deneyimini birlikte yöneten bir yapı ile değer yaratmak” dedi.





