Koç Holding Otomotiv Grubu Başkanı Haydar Yenigün, Çinli şirketlerle ortaklık planlarının hazır olduğunu ve yakın zamanda adım beklediğini söyledi.
Koç Holding Otomotiv Grubu Başkanı Haydar Yenigün, grubun Çinli otomotiv şirketleriyle ortaklık seçenekleri üzerinde çalıştığını açıkladı. Yenigün’e göre planlar, Türkiye’nin “Made in Europe” sistemine alınması ve dışarıda bırakılması ihtimallerine göre üretim adetleriyle birlikte hazırlandı. Ancak ortaklığın tarafı, kapsamı ve hangi Koç şirketini ilgilendirdiği henüz açıklanmadı.
Koç Holding Otomotiv Grubu Başkanı Haydar Yenigün’ün Çinli üreticilerle yapılabilecek iş birliklerine ilişkin sözleri, Türkiye otomotiv sanayisinde yeni bir dönemin habercisi oldu.
Yenigün, CNBC-e’de Emre Özpeynirci’nin sunduğu Otoekonomi programında Avrupa Birliği’nin “Made in Europe” hazırlıklarını, Çinli üreticilerin Avrupa’ya yönelmesini ve Türkiye’nin yeni sistemin dışında kalma riskini değerlendirdi.
Yenigün, Koç Grubu’nun farklı senaryolara göre hazırlık yaptığını belirterek şu ifadeyi kullandı:
“Made in Europe’a girdiğimiz durum için de, giremediğimiz durum için de planlarımız hazır. Hem de adetler bazında hazır. Bu planların içinde Çinliler ile ortaklıklar da var.”
Açıklamanın önemli tarafı, Çinli şirketlerle görüşme ihtimalinden ilk kez söz edilmesi değil; bu seçeneğin üretim adetleri hesaplanmış alternatif planların içine alınmış olması.
Ancak Yenigün, görüşülen şirketin adını, ortaklığın hangi Koç şirketi üzerinden yürütüleceğini veya anlaşmanın üretim mi, teknoloji mi yoksa dağıtım iş birliği mi olacağını açıklamadı.
“Bir–bir buçuk ay” sözü ne anlama geliyor?
Yenigün’ün programdaki en dikkat çekici açıklaması, Çin ile Türkiye arasındaki görüşmeler için verdiği süre oldu:
“Önümüzdeki bir–bir buçuk ay içinde Türkiye ile Çin arasındaki pürüzlerin çözüleceğine inanıyorum. O çözüldüğü anda işin rengi değişecek.”
Bazı haber sitelerinde bu ifade, Koç Holding’in Çinli bir üreticiyle bir–bir buçuk ay içinde kesin anlaşma açıklayacağı şeklinde aktarıldı. Ancak sözlerin tam bağlamı bundan daha ihtiyatlı.
Yenigün, doğrudan “Koç Holding bir–bir buçuk ay içinde anlaşma açıklayacak” demiyor. Türkiye ile Çin arasındaki yatırım ve ticaret görüşmelerindeki sorunların bu süre içinde aşılacağına inandığını belirtiyor. Çinli şirketlerle ortaklık planlarının hazır olduğunu ise ayrı bir cümlede açıklıyor.
Dolayısıyla ortada güçlü bir hazırlık ve anlaşma beklentisi bulunuyor; fakat şu aşamada:
-İmzalanmış ve kamuya açıklanmış bir sözleşme yok.
-Çinli ortağın adı açıklanmadı.
-Koç Holding veya bağlı otomotiv şirketlerinden KAP bildirimi yapılmadı.
-Üretim yeri, yatırım tutarı ve model programı bilinmiyor.
-Bir–bir buçuk aylık süre kesin anlaşma takvimi değil, Yenigün’ün beklentisi.
Bu ayrım, halka açık Koç Holding, Ford Otosan ve Tofaş bakımından ayrıca önem taşıyor. Maddi nitelikte kesinleşmiş bir ortaklığın ilgili şirketler tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda açıklanması gerekir.
Koç neden Çinli bir ortak arıyor?
Yenigün’ün açıklamalarına göre Çinli şirketlerle kurulacak olası ortaklığın arkasında yalnızca Türkiye pazarında Çin markalı otomobil satmak bulunmuyor.
Asıl konu, Çin’in ulaştığı batarya, yazılım, gelişmiş sürüş destek sistemleri ve maliyet düzeyine erişebilmek.
Yenigün, Çinli üreticilerin güçlü kamu desteğiyle geliştiğini, Avrupalı markaların ise dönüşümü büyük ölçüde kendi kaynaklarıyla finanse etmeye çalıştığını söyledi. Çin’in artık yalnızca düşük maliyetli üretimde değil; kalite, batarya, araç yazılımı ve ADAS teknolojilerinde de önemli bir seviyeye ulaştığını vurguladı.
Ancak olası iş birliğinin önündeki en büyük sorunlardan birine de dikkat çekti:
“Joint venture yapacaksınız ama Çin tarafı teknolojisini paylaşmak istemiyor.”
Bu söz, Koç’un Türkiye’de Çin markalı araç monte edecek bir yapı yerine teknoloji, mühendislik ve fikrî mülkiyet paylaşımını da içeren daha kapsamlı bir ortaklık aradığını düşündürüyor.
Ortaklık hangi alanlarda kurulabilir?
Yenigün ayrıntı vermediği için kesin bir modelden söz etmek mümkün değil. Bununla birlikte açıklamanın bağlamı, dört olasılığı öne çıkarıyor:
Türkiye’de ortak araç üretimi: Çinli bir markanın modelleri Koç Grubu bağlantılı bir fabrikada üretilebilir.
Elektrikli araç platformu: Çinli üreticiden batarya, elektrik-elektronik mimari veya hazır araç platformu alınabilir.
Yazılım ve ADAS ortaklığı: Çin’de geliştirilen kokpit, bağlantılı araç ve sürüş destek teknolojileri Koç’un ürettiği araçlara uyarlanabilir.
Yeni pazarlar için ortak model: Türkiye’de üretilecek bir araç Avrupa dışındaki pazarlar veya “Made in Europe” kurallarının kapsamına göre Avrupa için geliştirilebilir.
Ortaklığın bunlardan yalnızca birini ya da birkaçını birlikte kapsaması mümkün. Bu konuda gelişi güzel yapılan haberleri ciddiye almamak lazım. Koç Holding’den resmî açıklama gelmeden herhangi bir modeli veya markayı kesin ortak olarak göstermek doğru olmaz.
Koç’un hangi şirketi öne çıkabilir?
Koç Holding’in otomotiv grubunda Ford Otosan, Tofaş, Otokar, TürkTraktör ve Otokoç gibi farklı faaliyet alanlarına sahip şirketler bulunuyor. Bu nedenle “Çinli ortaklık” ifadesi tek bir ihtimale işaret etmiyor.
Ford Otosan–Geely bağlantısı mümkün mü?
Uluslararası basına baktığımızda Koç açıklamasına en yakın gelişme, Ford ile Çinli Geely arasındaki ortaklık.
Reuters, Şubat 2026’da Ford ile Geely’nin Avrupa’da üretim ve araç teknolojileri konusunda görüşmeler yürüttüğünü bildirdi. Görüşmelerde Geely’nin Ford’un Avrupa’daki fabrika kapasitesini kullanması ve otonom sürüş dahil bazı teknolojilerin paylaşılması ele alındı.
Bu görüşmeler temmuz ayında somut bir anlaşmaya dönüştü. Geely’nin Ford’un İspanya’daki Valencia fabrikasında iki elektrikli SUV üretmesi ve iki şirketin Avrupa için ortak bir model geliştirmesi kararlaştırıldı. Financial Times, anlaşmanın Ford’un Avrupa operasyonlarında maliyetleri düşürme stratejisinin bir parçası olduğunu aktardı.
Ford Otosan, Ford Motor Company ile Koç Holding’in eşit paylı ortaklığı. Bu nedenle Ford–Geely iş birliğinin ileride Ford’un Türkiye’deki üretim veya mühendislik faaliyetleriyle kesişme ihtimali bulunuyor.
Fakat mevcut uluslararası haberler yalnızca İspanya’daki üretimi ve Ford ile Geely arasındaki teknoloji iş birliğini doğruluyor. Ford Otosan’ın, Koç Holding’in veya Türkiye’deki bir fabrikanın bu anlaşmaya katıldığına ilişkin yayımlanmış bilgi bulunmuyor.
Bu nedenle “Koç’un açıklayacağı Çinli ortak Geely” sonucu, mevcut bilgilerle ancak bir ihtimal olarak ele alınabilir.
Tofaş–Leapmotor ihtimali var mı?
İkinci olasılık, Tofaş’ın ortağı Stellantis üzerinden ortaya çıkıyor.
Stellantis, Çinli Leapmotor’un uluslararası operasyonlarına ortak olmuş durumda. Leapmotor modellerinin Avrupa’daki üretimi için Stellantis fabrikaları kullanılıyor. Koç Holding ile Stellantis ise Türkiye’de Tofaş üzerinden uzun yıllara dayanan bir ortaklığa sahip.
Tofaş’ın Bursa fabrikası Fiat, Opel, Citroën ve Peugeot markaları için hafif ticari araç üretimini genişletiyor. Bu üretim altyapısı, teorik olarak Stellantis’in Çin ortaklıklarıyla kesişebilir.
Ancak burada da Leapmotor üretiminin Tofaş’a verileceğine ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Dolayısıyla bu bağlantı da mevcut ortaklık yapısından hareketle yapılabilen bir çıkarımdan ibaret.
Otokar veya TürkTraktör olabilir mi?
Yenigün’ün açıklamasında yalnızca binek otomobillerden söz edilmemesi, diğer Koç şirketlerini de olası senaryoya dahil ediyor.
Otokar açısından batarya, elektrikli otobüs, otonom sürüş ve ticari araç teknolojileri; TürkTraktör açısından ise elektrikli ve otonom tarım araçları gündeme gelebilir. Yenigün, programda TürkTraktör’ün elektrikli ve otonom traktör hazırlıklarına özellikle değindi.
Buna rağmen Çinli ortakla ilgili hiçbir şirket adı açıklanmadığı için Otokar veya TürkTraktör’e yönelik kesin bir bağlantı kuramıyoruz.
“Made in Europe” Koç’un planlarını neden değiştiriyor?
Yenigün, Koç Grubu’nun Çin ortaklığı planlarını doğrudan Avrupa Birliği’nin hazırladığı “Made in Europe” sistemiyle ilişkilendirdi.
Türkiye’nin sisteme dahil edilmesi hâlinde Koç şirketleri, mevcut üretim kapasitelerini Avrupa pazarına yönelik yeni modellerle büyütebilir. Çinli bir markayla Türkiye’de kurulacak ortaklık da AB pazarına ulaşabilecek bir üretim merkezi oluşturabilir.
Türkiye dışarıda bırakılırsa aynı yatırımın avantajı azalabilir. Türkiye’de üretilen araçlar Gümrük Birliği sayesinde AB’ye gümrüksüz girebilse bile kamu teşvikleri, filo destekleri ve yerel içerik kolaylıklarının dışında kalabilir.
Yenigün, Türkiye’nin dışarıda bırakılması ihtimaline karşı planların üretim adetleriyle hazır olduğunu belirtirken şu uyarıyı yaptı:
“Avrupa bizi dışarıda bırakırsa büyük bir hata yaptığını anlayacak.”
Koç’un Çin ortaklığı seçeneğini iki farklı senaryoda da masada tutması, grubun yalnızca Avrupa kararını beklemediğini; alternatif üretim, teknoloji ve ihracat modelleri hazırladığını gösteriyor.
Çin ile Türkiye arasındaki “pürüz” ne olabilir?
Yenigün, çözülmesini beklediği sorunların ayrıntısını açıklamadı. Bu nedenle söz konusu pürüzün tek bir şirkete, projeye veya mevzuata ait olduğu söylenemez.
Türkiye, Çin’den ithal edilen otomobillere ilave mali yükümlülükler uygularken Çinli üreticileri yerel yatırıma yönlendirmeye çalışıyor. Buna karşılık Çinli şirketler; yatırım teşvikleri, iç pazar erişimi, ithalat izinleri, yerli katkı şartları ve Avrupa’ya ihracat güvencesi konusunda daha net koşullar arıyor.
BYD’nin Türkiye fabrikası çalışmalarını bekletip Macaristan’daki tesisine öncelik vermesi de yatırım ortamındaki belirsizliğin somut örneklerinden biri oldu. Reuters, BYD’nin Macaristan’da üretime 2026’nın son çeyreğinde başlamayı planladığını ve Türkiye projesindeki çalışmaları durdurduğunu haziran ayında bildirmişti.
Yenigün’ün “işin rengi değişecek” sözü, sorunların çözülmesi durumunda yalnızca Koç’un değil, Türkiye’de yatırım arayan diğer Çinli şirketlerin de harekete geçebileceğine işaret ediyor.
Koç için ortaklık mı, zorunlu teknoloji transferi mi?
Çinli üreticiler, Batılı şirketlerin Çin pazarına girerken uyguladığı ortak girişim modelini bu kez ters yönde Avrupa’ya taşıyor.
Yıllar boyunca Avrupalı ve Amerikalı üreticiler Çin’de yerel ortaklarla fabrika kurdu ve teknolojilerini paylaştı. Şimdi Avrupa’nın maliyet ve yazılım baskısı altındaki şirketleri Çinli markaların platformlarına, batarya sistemlerine ve yazılım çözümlerine ihtiyaç duyuyor.
Koç Holding açısından olası bir Çin ortaklığının gerçek değeri, Türkiye’de kaç araç üretileceğinden çok hangi teknolojinin Türkiye’ye getirileceğiyle ölçülecek.
Yalnızca tamamlanmış parçaların monte edildiği bir üretim modeli, istihdam ve ihracat sağlayabilir. Ancak batarya, yazılım, elektronik mimari ve mühendislik yetkinliği Çin’de kalırsa Türkiye’nin teknolojik kazanımı sınırlı olur.
Yenigün’ün teknoloji paylaşımı konusundaki uyarısı, Koç’un görüşmelerdeki en önemli pazarlık başlıklarından birinin bu olacağını gösteriyor.